Arambi Hapay: Öncelik geri dönüş 18:46 Пятница 0 3 648
17-02-2012, 18:46

Arambi Hapay: Öncelik geri dönüş

Arambi Hapay: Öncelik geri dönüş
Samir Hutov

Adıge Khase başkanı olarak bize sivil toplum kuruluşunuzu tanıtır mısınız?

Organizasyonumuz, diğer Adıge Khase sivil hareketleri gibi Dünya Çerkes Birliği’ne bağlı bağımsız bir sivil toplum kuruluşudur. Temel görevimiz, Adıgey Cumhuriyetinde yaşayan Adıgelerin ve DÇB çatısı altında tüm dünyada yaşayan Adıgelerin ulusal çıkarlarını savunmaktır.

Cumhuriyetimizin yönetimi Adıgey vatandaşlarının menfaatlerini ulusal kimliklere bağlı olmaksızın korumakla sorumlu, ancak bu Adıgeler için bazen yeterli olmuyor. Bizim sivil hareketimiz, imkanları dahilinde resmi yönetimin iç siyasetindeki bu açığı kapatıyor.

Adıge halkının çıkarlarının savunulması ve Adıge kimliğinin korunması noktasında önemli gördüğümüz tüm sorunları RF kanunları çerçevesinde, Adıgey Cumhuriyeti hükümeti ile ortak hareket prensibiyle çözüyoruz. Aynı zamanda sivil hareketimiz Rusya ve diaspora kurumları ile işbirliği halinde.

Adıgey halkı ile ilişkileriniz nasıl?

Adıgey’in tüm sivil toplum örgütleri içinde en organize olanıyız. Gönüllülük esasına göre çalışıyoruz. Her bölgede şubelerimiz ve her bölgeden temsilcilerin yer aldığı bir konseyimiz var.

Hayır kuruluşu değiliz, ancak gelen tüm meseleleri incelemeye çalışıyoruz. Bazen günlük sorunları da çözmemiz gerekebiliyor. Örneğin, herhangi bir köyde, yurttaşlarımızdan birinin bir probleminin çözülmesi gerektiğinde, ilçe yönetimine, gerekirse daha üst makamlara ulaşmasında yardımcı oluyoruz.

İsteyen her Adıge, Adıge Khase yönetim kuruluna başvurabilir. Yönetim Kurulu sorunları Konsey’e taşır, gerekirse kongreye gidilir. Örneğin, şu anda önümüzde ciddi bir mesele var. Suriye’deki Çerkeslerin içine düştüğü zor ve tehlikeli durumu takip ediyoruz. Adıge Khase Konseyi 11 Şubat’ta Maykop’ta bu konuyla ilgili bir kongre yaptı. Kongreye Rusya’nın farklı bölgelerindeki Adıge sivil toplum adamları ve resmi makamlardan temsilciler davet edildi. Şunu da belirtmek isterim ki, önceliğimiz Adıge halkı ise de diğer etnik gruplardan olanlara da kapımız açık.

Adıge Khase ile Adıgey Cumhuriyeti hükümeti işbirliğinin verimli olduğunu söyleyebilir miyiz?

Bunu kısaca yanıtlamak çok kolay değil. Belirli konulara yaklaşımlarımız her zaman örtüşmüyor ama elbette bunun aksi örnekler de var, Maykop’ta yapılan anıt gibi. Adıge Khase olarak anıt projesini gündemimize aldığımızda, yer seçilmiş, kroki hazırlanmış ve maliyetle ilgili ön değerlendirme yapılmıştı. Fakat tek başımıza bunun altından kalkamayacağımızı anlayınca bakış açımızı değiştirmemiz gerekti. Yönetim ile ortak bir dil geliştirmeği başardık ve sorumluluğun devlete ait olmasına karar verildi.

Anıt projesi şu an hangi aşamada?

Anıt planı ve konsepti birkaç kez değişti. İlk önce Kafkas-Rus savaşları anıtı dikmeyi istedik. Bu birkaç kez görüşüldü. Sonunda bizler, sürekli şikayetçi olmamak, geleceğe bakmak ve halkın dirilişine atıfta bulunmak gerektiği konusunda uzlaştık. Anıt için çok uygun bir yer seçildi. Etrafındaki meydanda ulusal renkler kullanılacak. Bunun Kafkasya’daki en güzel meydan olacağını düşünüyorum. Süreç devam ediyor. Güçlükler yaşansa da ilerleme kaydediliyor. Umuyorum ki, sanatçılarımız ve diğer vatandaşlarımızdan da yardım görürüz. Bazı dostlarımız bu hayırlı işe katılmak istediklerini açıkladılar bile. Böylece haklı bir gururla anıtın halkımızın eseri olduğunu iddia edebiliriz.

Ayrıca şunu da belirtmek isterim; Devlet Başkanının önerisi ile Maykop’ta Adıge Khase’nin DÇB ile çalışması için şartlar iyileştirildi. Bugün örgütümüzün çalışmak için uygun bir ortamı var.

Hükümetle daha başka hangi konularda işbirliği sağlamaya çalışıyorsunuz?

Geçtiğimiz günlerde hükümete okullarda Adıgece eğitim saatlerin arttırılması talebi ile yeni bir mektup yazdık. Şu anda okullarda Adıgece eğitimi, daha önce olduğu gibi ‘ana dil’ eğitimi adı altında verilmiyor. Çocuklarımız okulda dilimizi yabancı bir dil gibi görüyor ve Adıgece için diğer yabancı dil dersleri gibi sadece iki saat ayrılıyor. Söyler misiniz, Rusçanın ortak dil olduğu bir yerde, haftada sadece iki saat ile anadil öğrenebilmek mümkün mü?

Elbette hayır! Peki hükümet dil konusundaki çağrılarınıza nasıl tepki veriyor?

Bu konuda bir uzlaşma sağlayamadık. Şu ana kadar yazdığımız mektuplardan hiç birine cevap alamadık. Yönetimimizin, Adıge dilinin korunması gibi önemli bir konudaki olumsuz yaklaşımını göz önünde bulundurarak, geçen yıl Adıge Khase başkanının gönüllülük esasıyla, ulusal meselelerden sorumlu başbakan yardımcısı olarak atanmasını önerdik. Ancak hükümete iki defa göndermiş olduğumuz bu önerimize de bir yanıt alamadık.

Adıgece ile ilgili girişimlerimizin neden görmezden gelindiğini bilmiyoruz. Belki de onlar sadece ne yapılmasını gerektiğini bilmiyorlar. Bu yüzden Eğitim Bakanının işini yapamadığını düşünüyoruz. Şu anda onun görevinden alınması konuşuluyor. Ancak bu göreve bir ‘siyasetçi’ değil de sıradan bir bürokrat gelirse değişen bir şey olmayacaktır.

Acaba bunun için bazı kanunlar veya Moskova yönetimini ilgilendiren düzenlemeler mi gerekiyor?

Adıgey Cumhuriyeti kanunları ve anayasası gerekli imkanı tanıyor, ancak hükümet bunun için tam anlamıyla çalışmıyor. Üstelik RF Devlet Başkanı Medvedev, Adıgey’e gelip problemlerimizi sorduğunda tek bir kişi, anadilin korunmasıyla ilgili sıkıntılarımız olduğunu söylemedi. Tek bir kişi bile! Bizi ise Devlet Başkanı Medvedev ile görüştürmediler. Kislovodsk’ta yapılan Yerel Dillerin Eğitimi ve Korunması Güney Rusya Halkları Forumu’na bizi yine davet etmediler. Ortaya çıkan sonuç; merkezi yönetimin konuya duyarlı olduğu, yerel yönetimlerin ise görmezden geldiğidir.

Adıgeceyi öğrenen çocuklarının sayısının arttığını söylüyorlar. Ancak tüm Rusya vatandaşları dilimizi öğrense bile, biz Adıgeler dilimizi geliştiremeyeceğiz. Dili öğrenenlerin sayısı arttığında, bu dile tam anlamıyla hakim olması gerekenlerin bilgi seviyesi artmış olmuyor.

Biz aramızdan yeniden Keraşe Tembot, Meşbaşe İshak ve Kuyeko Nalbiy’lerin çıkmasını istiyoruz. Şu anda büyük yazarlarımızın yanında durabilecek tek bir genç yazarımız yok.

Bazı yöneticilerimiz de çocuklarımızın Adıgeceyi evde öğrenmesi gerektiğini söylüyor. Ancak Rusça konuşan bir toplumun içinde, çocuklarımıza, torunlarımıza anadil öğretme konusundaki tüm gayretlerimiz, eğitim kurumlarında anadil ortamının olmamasından ötürü yok oluyor. Bu imkan olmayacaksa Adıgey Cumhuriyeti’nin anlamı nedir? Adıgey Cumhuriyeti bize, kimliğimizi, varlığımızı ve dilimizi korumak için bir araç olarak gerekli.

Girişimlerinizin hükümette karşılık bulmadığı diğer konular neler?

Bir diğer önemli mesele; dini sembol ve anıtların kaçak olarak dikilmesidir. Hemen belirtmek isterim ki; bu konuda örgütümüz tamamen kanunlar çerçevesinde hareket ediyor. Asla ilgili mercilerin izni olmadan, kaçak anıt ve sembol dikenler gibi davranmıyoruz.

Geçtiğimiz günlerde birileri böylesi bir sembolü yıktı. Savcılık da söz konusu ‘anıtın’ kaçak olmasına rağmen adli soruşturma başlattı. Beni de ‘görüşmek’ için çağırdılar ve böyle şeylerle uğraşmadığımızı açıklamak durumunda kaldım.

Bu sembolleri, anıtları kim dikiyor?

Bu kişilerin, bu tarz eylemlerle, burada kimin patron olduğunu göstermeye çalışan ‘üçüncü güçler’ olduğunu düşünüyoruz. Biz her zaman Adıgey’de yaşayan tüm halklara karşı hoşgörü kültürünü koruyoruz. Galiba, bu bazılarının hoşuna gitmiyor.

Adıgey Savcılığı birilerinin baskısı ile bize, aşırılıkçı faaliyetlere izin vermememiz konusunda ukalaca bir uyarı yazdı, çünkü biz 21 Mayıs’ta üzerinde Çerkesçe ‘Rus-Adıge savaşı’ yazılı bandajlar dağıtmak istemiştik. Oysa tarihi terminolojide birçok bilim adamı “Rusya-Çerkesya savaşı”, “Rusya-Kafkasya savaşı”, “Kafkasya savaşı” gibi ifadeleri eserlerinde kullanmıştı.

Adıgey yönetimi kanunsuz dini semboller ve anıtlar hakkında nasıl bir yaptırım uyguluyor?

Bir komisyon kuruldu, bu sembol ve anıtların izinsiz şekilde dikildiği ile ilgili birçok belge toplandı. Ancak mesele daha ileri gitmiyor.

Adıge Khase’nin, yönetimle ortak hareket konusunda başka tecrübeleri var mı?

Anıt projesiyle ilgili olumlu tecrübe dışında, güzel örnekler de var. Yönetimin düzenlediği ‘Halk Sanatları Günü’ organizasyona yardım ediyoruz. Geçen yıl devlet başkanı, başbakan ve diğer yöneticilerin katıldığı güzel, sıcak bir kutlama oldu.

Adıgey’de geniş katılımla kutlanan ‘Çerkes Bayrağı Günü’nün resmi olarak kutlanmasını önerdik. Yine geçen yıl, 28 Eylül’de Kültür Bakanlığı ile birlikte ‘Çerkes Kıyafeti Günü’ yapıldı. Çok güzel bir organizasyondu. Bizim milli kıyafetimizi birçok halk kullanıyor, bazı halklar kendilerine özgü çizgilerle kullanıyorlar. Bu yıl Çerkeska’nın milli kıyafet kabul edildiği diğer ülke temsilcilerini de davet etmek, bu kutlamanın aşama aşama uluslararası seviyeye ulaşmasını istiyoruz.

Çerkes Kıyafeti Günü’ne de resmi bayram statüsünün verilmesini önerdik. Fakat bu konu da Çerkes Bayrağı Günü meselesi gibi henüz çözülmedi. Adıge Khase olarak bu tür programların üstesinden zor geliyoruz. Bu yüzden bayramların resmi statüsü olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu günlerin kutlanmasından maksat resmi tatil ilan etmek değil, bunlar halkımızı birleştiren özel günler.

Çözümsüz kalan diğer önemli sorunlar neler?

Beş yıldır Maykop yakınlarında gençlik kültür merkezi inşaatı için yer verilmesini istiyoruz. Burada kültürel programlar, gelenek ve göreneklerimize uygun düğünler organize etmeyi planlıyoruz. Düğünler yozlaşıyor. Her düğün sonrası kavgalar, kazalar yaşanıyor, gençleri kaybediyoruz. Artık geleneksel kutlamalara dönmenin zamanı geldi. Ancak beş yıldır şehir yönetimi ve hükümet topu birbirine atıyor ve sorun çözülmüyor.

Suriye’de yaşananlardan bahsedelim. Kafkasya’ya dönmek isteyen Suriyeli Çerkesleri temsil eden bir heyet, Adıgey, Kabardey-Balkar ve Karaçay-Çerkes’i ziyaret etti. Ziyaretlerinin ilk durağı olan Adıgey’de sayın Thakuşinov’un onlarla görüşmediği konuşuluyor. Siz neden olduğunu biliyor musunuz?

Bilmiyorum. Ancak, Adıgey Başkanı olarak, gelenler her kim olurlarsa olsunlar, ziyaret nedenlerinin önemine binaen, her halükarda onlarla görüşmesi gerektiğini düşünüyorum.

Siz onlarla görüştünüz mü? Suriye’deki Çerkeslerin durumu ile ilgili neler anlatıyorlar?

Elbette, yönetim kurulu üyelerimizle birlikte ben de gelen heyetle görüştüm. Oradaki durum, bize resmedildiğinden daha ciddi ve her geçen gün daha da kötüleşiyor. Her geçen gün anavatanına dönmek isteyenlerin sayısı artıyor.

Ama insanlar ne yapabilir? Savaş var, evlerini ve sahip oldukları şeyleri satıp burada bir şey almaları mümkün değil. Dönüşle ilgili birçok problem var. Bizim bilgilerimize göre, Kafkasya’ya gelmek isteyenlerin sayısı bini geçti. Bu ciddi bir rakam. Bu çapta bir dönüşü gerçekleştirmek kolay değil.

Çerkesler orada örsle çekiç arasında. Birçoğu orduda, emniyette ve istihbaratta görevli. Diğerleri tarafsızlığa riayet etmeye çalışıyor. Dalgalanmaların başından beri muhalefet, Çerkeslere eleştirilerde bulunuyor ve onları Esed yönetimine karşı mücadeleye katılmaya zorlamaya çalışıyor.

Şunun altını çizmek isterim ki, Adıgey ve Moskova yönetiminin katılımı olmadan Suriyeli Çerkeslerin geri dönüşünü çözemeyiz. Sivil güçle bunun altından kalkamayız, devletin desteği lazım.

2014 Soçi Kış Olimpiyatları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

DÇB iki defa RF hükümetine 2014 Soçi Kış Olimpiyatları metninde Çerkeslerin yer almasının görüşülmesi talebi ile mektup gönderdi, fakat halen cevap yok.

Oluşan izlenim şu ki; Rusya Federasyonu temsilcisinin, 2014 Olimpiyatlarına ev sahipliği yapacak kentin seçildiği Guatemala'da, “Soçi bölgesinde Yunanlar yaşadı” açıklamasının ardından, bugüne kadar hiçbir şey değişmedi. Gerçi geçen bu sürede tüm dünya, bu yerlerin kimin olduğunu ve kimin yaşadığını öğrendi.

Bu meselenin çözümünde Rusya Federasyonu yönetimi ile diyalogda bulunan DÇB’ye büyük umut bağlıyoruz. DÇB’ye 2014’ün Çerkes halkını anma yılı olarak ilan edilmesini önerdik, çünkü o yıl Kafkas-Rus savaşlarının bitişinin 150. yılı olacak.

Çerkeslerin anavatanlarına geri dönüşleri ile Soçi’deki Olimpiyatlar sizce birbirine bağlı mı?

Bu soruya kendi adıma cevap verebilirim. Benim için önemli olan, halkımın toplanarak barış içinde anavatanında yaşamasıdır. Geriye kalan her şey buna kıyasla önemsizdir.

10 Şubat’ta aheku.org’da yayımlanan bu röportaj Özlem Güngör tarafından Ajans Kafkas için Türkçeye çevrildi.
скачать dle 12.0

Оставить комментарий

    • bowtiesmilelaughingblushsmileyrelaxedsmirk
      heart_eyeskissing_heartkissing_closed_eyesflushedrelievedsatisfiedgrin
      winkstuck_out_tongue_winking_eyestuck_out_tongue_closed_eyesgrinningkissingstuck_out_tonguesleeping
      worriedfrowninganguishedopen_mouthgrimacingconfusedhushed
      expressionlessunamusedsweat_smilesweatdisappointed_relievedwearypensive
      disappointedconfoundedfearfulcold_sweatperseverecrysob
      joyastonishedscreamtired_faceangryragetriumph
      sleepyyummasksunglassesdizzy_faceimpsmiling_imp
      neutral_faceno_mouthinnocent
Кликните на изображение чтобы обновить код, если он неразборчив